”Estonya: Orta Çağdan Bir Hazine”

2026 yılına çok hızlı bir giriş yaptık ve kendimizi bir anda Estonya’da bulduk. 10 Ocak 2026 tarihi için Estonya biletimizi aldık. Malum Antalya’da yaşıyoruz ve o sıralarda Antalya’da hava 20 derece civarı seyrediyor. Bir baktık ki Estonya’da; daha spesifik olacak olursak Tallinn’de hava eksi 10 derece. Yuh dedik 30 derece fark var. Neyse ne dedik ve iyi giyinirsek hava sıcaklığının ya da soğukluğunun :)) çok da bir öneminin olmayacağına kanaat getirdik. Neyse kısa kısa bilgi vermeye de başlayayım diyorum.

Coğrafya

Estonya bir Baltık ülkesidir. Yani Baltık Denizi’nin doğu kıyısında bulunan 3 ülkeden biridir. Diğer ikisi ise Letonya ve Litvanya’dır. Onlara da gidince yazarım. Estonya; Avrupa Birliği ülkesidir ve Schengen bölgesindedir. Yani ya vize alacaksınız ya da Yeşil Pasaport veya Diplomatik Pasaportunuz olacak. Eskiden Sovyetler Birliği’ndeyken artık bağımsız bir ülkedir. Finlandiya’nın güneyinde bulunur ve Tallinn ile Helsinki’nin arası 2 saatlik bir gemi yolculuğu ile alınır.

Tarih

1918’de ilk bağımsızlığını kazandıktan sonra 1940-1991 arasında Sovyetler Birliğindeydi. 1991 de yeniden bağımsız olmuştur. Tallinn, Avrupa ülkeleri arasında Orta Çağ dokusunu en iyi koruyan şehirlerden biridir ve UNESCO Dünya Mirası listesindedir. İlk yerleşimin 10. yüzyıla dayandığı düşünülmektedir. 1219′ da Danimarka’ lılar tarafından şehir kurulmuştur. Bu kadar tarih yeter:)

Tallinn’de ne yapılır ?

Old Town-Eski Şehir

Tarihi Yapılar

Raekoja Plats(Belediye Meydanı)

Avrupa’nın en eski belediye binalarından biridir.

St. Olaf Kilisesi

Şehir Surları ve Kuleler

-Kiek in de Kök

– Fat Margaret Tower

Kadriog Parkı ve Sarayı

Pirita Sahili

Lahemaa Milli Parkı

Şimdi bu bilgiler üzerine biz neler yaptık biraz da ona değinelim!!

1.GÜN

10 Ocak 2026 günü sabah erken saatlerde Antalya’da bulunan evimizden çıktık ve Pegasus firmasıyla yaklaşık 5 saat sürecek olan Antalya-Tallinn yolculuğumuza başladık. Tallinn’e vardığımızda karşımıza çıkan manzara ise yoğun yağan kar ve rüzgarın yüzümüze vuruşuydu. Bu durum yaklaşık 2 dk. sürdü ve hemen uygulama üzerinden çağırdığımız Uber aracımıza bindik. Biz nereye gidersek gidelim o ülkede kullanılan ulaşım uygulamalarını tercih ediyoruz. Taksi dünyanın her yerinde pahalıdır algısına sahibiz. Tallinn’de Uber ve Bolt uygulamaları var. Her ikisinden de fiyat alıp öyle yolculuk yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. Havalimanı ile merkez arası 5 km falan. Ubere bindik ve 5 km uzaktaki, yani merkezde bulunan Hyatt Place Tallinn isimli otele 15 dk. gibi bir sürede geçiş yaptık. Burada 3 gece konaklayacaktık. Hemen eşyalarımızı bırakıp şehri keşfedelim desek de havanın çok soğuk oluşuna hemen adapte olamayışımız ve havanın 15.30 gibi kararıyor olması bizi kapalı mekanda vakit geçirmeye zorlayacaktı. Civarda bulunan bir çok mekan 1-2 km. mesafede olsa da zorlu kış şartlarında ve karanlıkta yürümek istememiş, yine Uber kullanarak en yakında bulunan Nautica Keskus isimli alışveriş merkezine girmeye karar vermiştik. Acıkmıştık ve yöresel bir restoranda yemek istiyorduk. Hızlıca bir göz gezdirdikten sonra Pelm isimli restoranda yemeye karar verdik. Lokal görünen birkaç yemek ve içecek söyledikten sonra afiyetle yedik. Fiyatlar güzel ülkemizle hemen hemen aynı idi. Hazır AVM’ye geldik hadi keşfedelim dedik ve bir sonraki ülkemiz olan Finlandiya çok daha soğuk olacağı için kışlık kıyafetler aldık. Merkezde mutlaka gitmenizi önereceğim bir AVM burası. Spor kıyafetleri, kar kıyafetleri, gündelik kıyafetler bolca mevcut ve fiyatlar gayet uygun üstüne bir de tax free denilen vergi iadesi de alınca bayağı iyi oluyor. Neyse biz gittiğimiz her ülkede o ülkenin marketlerini gezmeyi, yöresel ürünleri almayı çok seviyoruz. Bundan sebep en büyük iki marketinden Rimi benim favorim olmuştur. Diğeri de Selver ama o biraz daha ufak ve pahalı. Rimi’ den bolca yiyecek, içecek vs. aldıktan sonra, dinlenmek üzere otelimize döndük. bu süreçte aracın camından dışarıyı gözlemleme fırsatım oldu ve her yer kar, hava buz gibi olmasına rağmen belki 70 yaşında insanlar sokakta yürüyor. arabalar sanki yerlerde kar yokmuşçasına rahat bir şekilde seyir halinde ve ben bu duruma çok şaşkınım. O sırada İstanbul’da kar sebebiyle okullar tatil edilmiş ki Tallinn’de yağan karın yarısı bile değil. İşte aynı doğa olayı ve verilen tepkinin farklılığı. Otelde aldığımız ürünlerin tadımını yaptık ki ben alkol türlerini denemeyi seviyorum ve birkaç lokal içeceğini deneyip kendimce puanladım ve ilk günümüz gastronomi tadında sona erdi.

2.GÜN

Sabah uyandığımızda gün henüz doğmamıştı. Saat 08:30 civarıydı ve sanki her yer gece gibiydi. Kahvaltımızı otelimizde yapmayı müteakip 09:30 civarında havanın aydınlanmasıyla, yağan kara aldırış etmeden, Old Town bölgesini gezmek üzere yola düştük. 1 km kadar mesafede olan bembeyaz karlar altında kalmış, kartpostal gibi görünen Eski Şehir bölgesine iki kule arasında kalan kapıdan giriş yaptık. Hava çok soğuktu , eksi 10 -15 dereceleri bulan soğuk ve yoğun yağan kar yürümeyi zorlaştırıyordu ve rüzgar yüzümüzü hayli üşütüyordu. Biraz daha yürüyüp bir kaç fotoğraf çektikten sonra Crock&Crump isimli şirin bir kafede tatlı ve kahve molası verdik. Kafenin olduğu bina da sanki Orta Çağ’dan kalmış gibiydi. Bu mimariye bayılmıştım resmen :).

Dar sokaklardan geçip, hediyelik mağazalarını gezdik ve soğuktan korunmak için giydiğimiz kat kat kıyafetlerin ve botlarımızın ağırlığına artık gücümüzün yetmeyeceğini anladığımız anda enerji toplamak için bir şeyler yemeye karar verdik. Viru Lokaal isimli mekana girip kremalı mantar çorbası ve şarap içtik. Yeterince dinlendikten sonra tekrar keşfetmeye, soğuğu iliklerimize kadar hissetmeye karar verdik ve meşhur Tallinn fotoğraflarının çekildiği Viru Varavad denilen Viru kapısının bulunduğu alana geldik. Kar şiddetini hiç azaltmıyor aksine arttırıyordu ama bize vız gelir tırıs giderdi. Bu sebeple eldivenlerimizi çıkardık ve parmaklarımızın donmasına ramak kala fotoğraflarımızı çekmiş, bu görevi de başarıyla yerine getirmiş ve kutlu zaferimizin keyfine varmıştık. Sonraki durağımız Viru Keskus isimli AVM olacak, tekrar yemek yiyecek, mağazalara bakınacak, aradığımızı bulamayacak, havanın da kararmasını bahane ederek çok daha büyük bir AVM olan Ülemiste Keskus’a gidecektik. Ülemiste tam istediğimiz gibi çıkmış, çok daha soğuk olan Finlandiya öncesi güzel bir alışveriş yapmıştık. Güzel ülkemizde olsa çoktan durmuş olacak hayata inat kar, bu insanlar için sanki hiç yağmıyor gibiydi. Antalya’da azıcık yağmur yağsa çok yavaş araba süren insanlara alıştığımızdan; karda, kıyamette çok profesyonel araç kullanan insanlara şaşıp kalmıştık. Yine akşam olmuş, otelimize geçmiş ve geceyi noktalamıştık.

3.GÜN

Sabah yine yaya olarak otelden çıkmış, farklı bir yolu takip ederek, karlar içindeki bir parktan geçmiş, biraz dik merdivenlerden tırmanmış ve sonunda şehrin manzara noktalarından biri olan Patkuli Vaateplatvorm‘a gelmiş, fotoğraflar çekmiş, bir sonraki manzara noktası olan Kohtuotsa Vaateplats‘a geçip orada da manzaranın keyfini çıkardıktan sonra dar sokaklarından geçip, yollarından keyifle yürüyerek Alexander Nevsky Katedrali‘ne varmış ve Ortodoks mimarisini görmüştük. Parlemento binasını gördük ve yöresel lezzetlerin ve kıyafetlerin olduğu Balti Jaama Turg isimli bizdeki pasajlara benzer bir yere geldik. Çok güzel merino denilen yün eldiven ve çoraplar aldık. Antikacıdan eski bir fotoğraf makinesi ve bir atari aldım ve atari ile oynarken çocukluğuma kısa bir merhaba diyip döndüm. Yine günü bitirdik ve son gecemizi geçirmek üzere otelimize döndük.

4.GÜN

Sabah erkenden otelimize 1 km mesafedeki limandan Tallink Star isimli 8 katlı bir gemi ile 2 saatlik bir yolculuk yapmak üzere Finlandiya istikametine doğru yola çıktık ve Estonya maceramız böylece sonlandı.

ÖZET

Old Town/Vanalinn bölgesini gez. Yürüyerek tamamını 30 dakikada hızlıca gezersin.

Viru Kapısı’nı gör. Şehrin ana giriş kapısıdır. Fotoğraf çek.

Raekoja Plats-Belediye Meydanını gör. Orta Çağ havasını hisset ve güzel bir kahve molası ver.

Olde Hansa denilen mekana bir göz at paran çoksa dene, bana çok yöresel gelmedi ama yöreselmiş.

Raekoda-Belediye Binasını gör. Eski gotik bir yer.

Toompea Tepesine çık manzarayı izle.

Kohtuotsa&Patkuli Seyir Noktalarından fotoğraflar çek. Anı biriktir.

Alexander Nevsky Katedrali‘ni gör, Rus Ortodoks mimarisine sahip ücretsiz bir kilise.

Toompea Kalesi-Parlamento Binasını dışarıdan gör.

Şehir Surlarında kısa bir yürüyüş yap.

Kiek in de Kök Kulesini gör.

Avm’leri gez Nautica, Veru ve Ülemiste‘yi gezdik. En büyük Ülemiste, en uygun fiyat Nautica.

Marketlerini gez yöresel ürünleri dene. Rimi ve Selver en büyükleri. Benim tercihim Rimi.

Ulaşım için taksi kullanma Uber ya da Bolt kullan.